MUĞLA'NIN DOĞAL GÜZELLİKLERİ

FETHİYE - ÖLÜDENİZ

muğla ölü denizFethiye’den Ölüdeniz’e çamlar arasından giden yol 14 km. Yokuşlu inişli yolun sonunda birden müthiş bir mavi çıkıverir karşınıza. Burası Belcekız Koyu’dur. Koyun içinden uzanan kumsalı yürüdüğünüzde ise eşsiz Ölüdeniz’i görürsünüz. Ölüdeniz büyülü gibidir, kıpırtısız durur öylece. Dibinde tek bir yosun bile yoktur, beyaz bir kumla örtülüdür. Suyun ve dibinde kumun kırdığı ışık turkuaz bir renk verir. Ölüdeniz’e Çamların gölgesi düşer ve bu etkileyici turkuazı zenginleştirir.

Ölüdeniz’de 950 hektarlık alan Kıdrak Tabiat Parkı ilan edildi ve koruma altına alındı. Ölüdeniz Lagünü ve Kıdrak Plajını kapsayan bu alan aynı zamanda SIT bölgesi ve özel çevre koruma alanı içinde kalıyor.

Bu olağan üstü doğa parçasının temizliği ve korunması için titizleniliyor.Kurulan laboratuar ile Belcekız Plajının tamamında günlük olarak deniz suyuna ilişkin ölçümler yapılıyor.


KELEBEKLER VADİSİ

muğla kelebekler vadisiFethiye çevresinin en çarpıcı yerlerinden birisi Kelebekler Vadisi’dir. 1995’in 8 Şubat’ında 1. derecede doğal SİT ilan edilen ve her türlü yapılaşmaya kapatılan kayalık ve çamlık vadide biraz zahmetlice tırmanıştan sonra milyarlarca, milyarlarca kelebeğin kayaları, ağaçların gövdelerini ve yapraklarını, kısacası her yeri bir şal gibi örttüğünü görmek çok şaşırtıcı bir etki yaratıyor.

Kelebekler Vadisi’ne gitmek için önce Ölüdeniz’e gideceksiniz, oradan kiralayacağınız veya dolmuş usulü gidiş-dönüş bineceğiniz bir tekneyle vadinin kumsalına ineceksiniz. Koy, Ködürümsü limanı olarak da bilinir. Tekne yolculuğu yarım saat sürüyor. Yolda dileyenler mavi mağaraya da uğrayabilirler. Mağaranın sularına bırakıp, mavi-yeşil yansımalara koyverebilirler kendilerini.

2000 metrelik Babadağ’ın eteklerindeki Kelebekler Vadisinin içinde iki patika var. Biri şelalelere, diğeri Faralya köyüne çıkıyor.

Sportmen, doğa yürüyüşleri konusunda birazcık da olsa tecrübeli olmayanlar vadinin yukarılarına tırmanmayı denemesinler. Birinci şelaleye kadar çıkmakla yetinsinler. Kendine güvenen, vadinin olağandışı çağrısına dayanamayanlar çıkışa devam ederlerse yukarıda sözettiğimiz manzarayı görecekler.


SAKLIKENT

muğla saklıkentSaklıkent’e Fethiye-Antalya karayolundan Kemer ilçesi yönünde ayrılarak ulaşılıyor. Sapaktan 13 km sonra Tlos’a, 21 km sonra da Saklıkent’e ulaşılıyor.

Kayadibi köyünü geçiyor ve kanyon girişine çıkıyorsunuz. Girişde aracınızı bırakıyorsunuz. Eşen çayı, kanyonun 100 m. içinde patlayarak çıkıyor yeryüzüne.

Çay yaz-kış öylesine deli akıyor ki, akıntıya karşı ilerlemek mümkün değil. Çayın üzerine kanyon duvarına tutturulmuş tahta iskeleler kurulmuş. İskeleden tek sıra ilerliyor ve çayın patladığı yere ulaşıyorsunuz.

Müthiş bir çağıltıyla dökülen suları bu noktadaki restorana oturup ayran, gözleme ya da alabalık ısmarlayarak izleyebilirsiniz. Dilerseniz buz gibi suyu aşarak karşı kıyıya geçip , kanyonun derinliklerine doğru ilerleyebilirsiniz. Suyun dibi çakıllı taşlı olduğundan lastik ya da bez ayakkabınızı yanınıza almayı unutmayın.

Kanyon kimi zaman daralarak, kimi zaman engebeli bir biçimde 18 km sürüyor. Sonuna kadar gitmek zor. Yazın sıcak günlerindeki serinlik hoş ama rutubet öylesine fazla ki. Yürüyüş uzadıkça keyfi kaçıyor. En iyisi birkaç yüz metre gidip dönmek.

Dönüşte bunalmışsanız eğer ve kendinize güveniyorsanız, buz gibi sulara kendinizi koyverin ve kanyonun dışına iskeleden değil de suyun akıntısına kendinizi bırakarak çıkın.


SEDİR ADASI - KEDRAİ

muğla sedir adasıSedir Adası antik Kedrai antik kenti ve ünlü Kleopatra Plajı ile tanınıyor. Kedrai bir Karia kenti. Sonra Rodos devletine bağlandı.

Kedrai sedirler anlamına geliyor. Özellikle gemi omurgası yatırmada kullanılan dayanıklı ağaç sedirin adada varlığı bilinmemesine karşın, eski Yunanca’daki anlamı budur. Rodos Karşıyakası’nın en önemli yerleşimlerinden biri olan Kedrai, surlarla kuşatılmıştı. Kule ve duvarları kıyıda izelenebilen kentin orta kesiminde Dor düzeninde Apollon tapınağı bulunur. Tapınaktan bugüne ancak temelleri ulaşabilmiş.

Agora, çeşitli yapı kalıntıları ve kent nekropolisinin yanı sıra, adanın doğu kesiminde ise yüzü kuzeye bakan ve oldukça iyi durumda tiyatrosu vardır. Knidos gibi büyük kentleşmeleri saymazsak, Rodos Karşıyakası olarak adlandırılan Marmaris-Bozburun yöresinde, ilkçağ yerleşimlerinin ancak üçünde tiyatro görülür.

Atina ile Isparta arasında süren Peloponnessos Savaşları sırasında kente, İ.Ö. 405 yılında, Atina yandaşı olması yüzünden saldıran Ispartalı general Lysander, adayı elegeçirmiş ve halkını köleleştirmiştir. Tarihçi Ksenophon bu olayı ayrıntıları ile bildirirken bir yandan da ada halkının yarı barbar olduğunu söyler.

Adanın altın sarısı kumlarından öykülenen Kleopatra ile ilintili anlatım vardır. En yaygın anlatılanı da kumların Mısır Kraliçesi Kleopatra ile sevgilisi Roma’lı Komutan Antonius’un adada buluşmaları için Mısır’dan gemilerle getirildiği şeklindedir.

Adanın kuzey kıyısındaki kumlar, özel biçimde oluşan kalker damlacıklarıdır ve Ege ve Akdeniz’de Sedir dışında sadece Girit Adası’nda görülürr. Ne yazık ki bu kumlar yeterince korunmuyor ve yağmalanıyor. Çok özel jeolojik oluşumlar sonucu ortaya çıkan kumlar giderek azalıyor.

Buna rağmen, Kleopatra plajı nın altın sarısı kumu ve mavinin farklı tonlarını bir arada yansıtan denizi ile ziyaretçileri ilgisini çekmeyi sürdürüyor. Tekneler Çamlı iskelesine öğleden sonra saat 4-5 arası dönüyorlar.


HİSARÖNÜ

muğla hisarönüDar ve virajlı bir yol olan ve bir ara epeyce yükselen Marmaris-Datça yolunun en keyifli tarafı, bir yanda Hisarönü, öte yanda Gökova körfezinin ayaklar altına serildiği manzaraya sahip olmasıdır.

Datça yolunun 22. km’sinden sola, Bozburun yoluna girdiğinizde bir km sonra Hisarönü köyü’ne çıkacaksınız. Hisarönü, kendi adıyla anılan körfezin uç noktasındadır. Köy ana yoldan biraz içeridedir. Denizi sığ, kumu kiremit rengi olan Hisarönü, Marmaris’in kalabalığından uzak sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin seçeneklerinden birini oluşturuyor.

Hisarönünün her zaman esintili nemsiz havası ve temiz suyunun astım ve kalp rahatsızlıkları olanlara iyi geldiği biliniyor.

Köyle körfez arasında Eren dağı üzerindeki Pazarlık (ya da Gavur Pazarı) adı verilen düzlükte Kastabos adlı bir tapınak kentçiğinin kalıntıları göze çarpıyor. Kalıntılar Hemithea tapınağına ait. Antik çağ tarihçisi Sicilyalı Diodoros Apollon tarafından bu bölgeye getirilmiş Molpadia(şarkıcı) adlı kadına Hemithea(yarı tanrıça) adı altında tapınıldığını ve onun için bir tapınak yapıldığını, tapınağın ününün uzun süre devam ettiğini anlatır.

Kastabos kentçiği Baybassos antik kentine bağlıydı. Baybassos kenti ise tapınağın 1-2 km kuzeyinde, Marmaris-Bozburun yolu ile deniz arasındaki tepenin üstünde ve yamaçlarında izlenebilir. Tepedeki ortaçağ kalesi iyi durumdadır.


GÖLLER

Köyceğiz Gölü

muğla koyceğiz gölüGöl, dağlardan yedi kol halinde inen sularla, bol su kaynaklarıyla besleniyor. Onun için de yaz kış özelliğini yitirmiyor. Fazla suyunu 10 km. uzunluğundaki dar bir kanalla (Dalyan) Akdeniz’e boşaltıyor. Elinizde ayrıntılı bir çevre haritanız yoksa çevrede dolaşırken neresi göl, neresi deniz karıştırıyorsunuz. En iyi ipucu gölün sazlıkları. Dalyan Boğazı ile Akdeniz’e bağlanan gölün kapladığı alan 6300 hektar. Boğazın ucunda Sülüngür adlı, tatlı-tuzlu su karışımı küçük bir lagün gölü daha var. Bu göl kefallerin yumurtlama yeri. Deniz kıyısı ise 50 ile 200 metre arasında değişen genişlikte ve 5,5 Km. uzunlukta çok güzel bir kumsalla süsleniyor.

Göl, körfezin ağzının alüvyonlarla tıkanmasıyla denizden ayrılmış, ama tam da kopamamış ki, suyunu denize akıtmaya devam ediyor. Deltayı Nam Nam ve Yuvarlak Çay’ın alüvyonları oluşturmuş.

Göldeki küçük adaya yörede Hapishane Adası deniyor. Ada tarihte önceleri askeri amaçlarla kullanılmış, sonra hapishane yapılmış. Cenevizlilerden kalma kalenin kalıntıları görülebiliyor. Yörede Aşık Adası da deniyor.

Köyceğiz tam bir su cenneti. Denizi, gölü, gölü besleyen ırmakları ve denize bağlayan kanalı ile değil sadece. İlçenin neresini bir kaç metre kazsanız tertemiz su fışkırıyor. Bu nedenle de tarıma da çok elverişli. Alttan sürekli su alan bitkileri yaz güneşinin yakıcılığı bile sarartamıyor.

Etraf dağlarla çevrili, dağlar günlük ve çam ormanları ile kaplı. Çam ve günlük ağaçlarının birlikte oluşturdukları orman dünyanın bir başka yerinde yok.


Bafa Gölü

muğla bafa goluSöke ovası 2000 yıl kadar önce denizdi, burada büyük bir körfez vardı. Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonlar körfezi duldurdu ve ova haline getirdi. Bugünkü Bafa Gölü denizden bir parça olarak arada kaldı.

Gölün üzerinde iki ada bulunuyor. İkiz adalardan biri aslında tam ada değil, bir kumulla karaya bağlı. Bafa Gölü’nde kefal, levrek, yılan balığı tutuluyor. Eskiden çok sazan tutulurmuş, fakat gölün suyu tuzlandığı için artık sazan kalmamış.

Gölde gezmek isterseniz dolmuş usulü motorlara binebilirsiniz. Adalar, Heraklia antik kenti geziliyor. Yüzme molası da veriliyor. Tekneler 25 kişi ile kalkıyor. Kalabalık aileler teknenin dolmasını beklemek istemezlerse komple kiralayabilirler. Göldeki adalarda manastırlar, kiliseler kurulmuş. Bunlardan "Yediler Manastırı" en eskisi.

Gölün çevresi zeytinliklerle çevrili. Kıyıdaki lokantalarda da bütün yemekler zeytinyağı ile yapılıyor. Mesela omlet bile zeytinyağıyla pişiyor.


DİĞER DOĞAL GÜZELLİKLER

muğla dalaman çayıDalaman Çayı

Dalaman çayı, son yılların en gözde rafting parkurları arasında. Farklı zorluk derecelerinde iki ayrı etabı bulunan Dalaman çayının üst etabı 3. zorluk derecesinde ve bu etap rafting botlarıyla geçilebiliyor. Alt bölümde kalan 2. etap ise "river-kayaking" olarak adlandırılan küçük botlarla geçiliyor ve ilk kez deneyenlere ve tavsiye ediliyor. 1 zorluk derecesindeki bu etaba, çocuklar da katılabiliyor.Baraj çalışmalarının hızla ilerlediği Dalanan çayında belki bu yıl son kez rafting ya da river kayaking yapılabilecek.


Yerküpe Mağarası

Mağara ise Menteşe nin 2km. güneyindedir. Doğu Menteşe dağları üzerinde bulunan Yerküpe mağarası, Genek çayının bir kolu olan Hebil deresi üzerinde yer alır.

Mağara tipi olarak geçit konumlu yarı aktiftir. Mağaranın toplam uzunluğu 100m. Olup, tek bir galeriden meydana gelmiştir. Genel olarak vadi tabanının eğimine uygun şekilde uzanan mağaranın üst girişi ile alt çıkışı arasında 17m.lik yükselti farkı vardır. Mağara içindeki küçük iniş ve çıkışlar, tavandan düşen bloklar ve damlataş birikimlerinden kaynaklanmaktadır. Genişliği 3-10m. Tavan yüksekliği ise 2-8m.arasında değişen Yerküpe mağarasının tabanında çakıl ve kum yığınları yer alır. Tabana yakın kenarlarda ve yan duvarlarda sarkıt ve dikitler mevcuttur. Özellikle havuzlar ilginç bir görünüme sahiptir. İçleri su ile dolu olan havuzların boyutları ve derinlikleri, bulunduğu bölgeye göre değişmektedir.

Yerküpe mağarası, genç bir mağaradır. Doğal köprü özelliğinde olan mağara, oluşum ve gelişim yönünden ilginçtir. Gerek mağara içi damlataşların ve gerekse doğal çevrenin güzelliği nedeniyle turizm amaçlı kullanıma son derece uygundur. Ayrıca mağaranın üst kesimi piknik ve dinlenme alanı olarak düzenlenmiştir.


Sultaniye Kaplıcası

Köyceğiz’den çıkıp Hamitköy üzerinden Ekincik’e doğru giderken yolda Sultaniye Kaplıcası’nın tabelasını görüp 500 metre içeriye gireceksiniz.

Sultaniye Türkiye’nin en yüksek radyoaktivitesi olan kaplıcasıdır. (98.3) 39 Derece sıcaklıktaki su kalsiyum klorür, kalsiyum sülfat, kalsiyum sülfür ve radon içermektedir.

Romatizma, siyatik yanında cilt ve kadın hastalıklarına da iyi gelmektedir. Ama asıl önemlisi radyoaktivite yüksekliği yoluyla rehabilite edici özelliğinin varlığıdır.

Kaplıcanın Kaunos’lular tarafından bundan ikibin yıl önce açıldığı belirlenmektedir. Çevredeki hastane kalıntıları da bunu doğruluyor. O yıllarda seks gücünü arttırdığı için pek gözdeymiş. Büyük banyonun yanından çıkan kaynak suyu da içildiğinde çeşitli iç hastalıklarını iyileştiriyor.


Uyku Vadisi

muğla uyku vadisiMilas’tan Bodrum’a doğru 20 km sonra(Bodrum’dan 30 km) sola Gökçeler köyüne ayrılıyor yolunuz. Gökçeler köyünden yaklaşık 1 km sonra Uyku Vadisi’nin girişine (Değirmenderesi) ulaşılıyor. Uyku vadisi ve Gökçeler mağarası Bodrum ve Milas çıkışlı günübirlik tur düzenleyen acentaların önemli bir parkuru sayılıyor.

Vadiye iki giriş var. Birisi alabalık çiftliğinden yürümeye başlanıp dere boyu izleniyor ve yaklaşık 1 saat sonra mağara için yukarıya yöneliniyor. Sık sık dereyi aşmayı gerektiren bu yol yazın keyifli olabilir.

Diğer bir yol 2 kilometrelik araç yolunu izlemeyi ve 300 metrelik inişi gerektiriyor. Bunun için alabalık çiftliğine sapmıyor, mevcut stabilize yol ile köyden çıkıyor, tahminen 1.5 km. sonra Manastır Dağının Vadiye bakan yamacına doğru sağa orman yoluna giriyor, yolun yükseldiği en üst noktadan 500 m. sonra park ederek, vadiye doğru 300 metre iniyorsunuz. Mağaranın ağzına burada. İsteyenler yolu araçla izleyerek Değirmendere kıyısına kadar gidebilirler. Sonrasında dere bu defa dere boyunca izleri belirgin olan patikayı takip ederek, tahminen yarım saatlik bir yürüyüşten sonra suyun önünün set yapılarak şişirildiği noktaya varmadan hemen sola 50 m.lik. bir yükselme ile mağara ağzına ulaşılıyor.

Mağaranın ağzı oldukça geniş. Başta geniş bir salona açılıyor mağara. Sola doğru büyük bir galeri yer alıyor. Yarasa galerisi deniyor, yarasaların bolluğundan ötürü. Aman ışık tutmayın, hepsi birden havalandığında ürkütücü olabilir. Sağa hafif bir yokuşla çıkıp sonra dar bir geçitle sarkıt ve dikitlerle, küçük havuzcukların bulunduğu bir başka galeriye ulaşılıyor. Bu noktaya kadar herkes gidebiliyor. Sonrası ise profesyonel mağaracıların işi. Rehber eşliğinde iple 7 m iniliyor, daha geniş bir galeriyle karşılaşıyor, sonrasında ise mağaranın sonuna kadar kah sürünerek, kah eğilerek gidiliyor. Dönüş aynı yoldan, çünkü başka bir çıkış yok.


İztuzu Sahili

muğla iztuzu plajıİztuzu sahili dev kaplumbağalar Caretta Carettalar ile dünyaca ünlendi. Kumsal kilometrelerce uzanıyor.

İztuzu plajına Dalyan’dan karayoluyla ulaşılıyor. Dalyan’dan çıkan asfalt yol deltayı, Sülüngür kıyısını izleyerek köylerden geçerek iniyor plaja. Caretta caretta türü dev kaplumbağalar, yumurtlamaya İstuzu kumsalına geliyorlar.

İztuzu Caretta Caretta'ların ötesinde bir doğa harikası. Bulmaca labirentlerinde gördüğünüz türden müthiş bir görünümü var. Sanki denize uzanan 5400 metrelik bir kumdan ok dolana dolana gidiyor sazlıklar eşliğinde.

| Ana Sayfa | Basın ve Haberler | Kurumsal | Kaynakça | İletişim |