ISPARTA'NIN DOĞAL GÜZELLİKLERİ

ısparta doğal güzellikleri

DAVRAZ DAĞI

ısparta davraz dağı

Davraz Dağı, 2635 m zirve yüksekliği ile, Akdeniz Bölgesi’nin Göller Yöresi’nde, Eğirdir ve Kovada Gölleri arasında yükselen ve Isparta Ovası’nı kuşatan dağ kütlelerinden biridir.

Davraz Dağı-Karlıyayla Kış Sporları Turizm Merkezi, Isparta il merkezinin 26 km güneydoğusunda bulunur. 17.02.1995 tarihinde Turizm Merkezi olarak ilan edilmiştir. En yakın yerleşim yeri olan Çobanisa Köyü’ne 8 km uzaklıktadır. Kayak Merkezi, Kulovası Yaylasında Davraz Dağı’nın kuzey yamacında yer alır. Kayak Merkezinin alanı, tek önemli akarsuyu Ardıçdibi Deresi’dir. Hakim bitki örtüsünü, çam, ardıç, sedir ve otsu bitkiler oluşturur.

Davraz Kayak Merkezi, Antalya’ya yakınlığı ve gelişmeye müsait konumu nedeniyle ayrı bir avantaja sahiptir. Davraz’ın coğrafi özellikleri, kayak dışında diğer doğa sporlarının da yapılmasına imkân tanımaktadır.


MİLLİ VE TABİAT PARKLARI

Kovada Gölü Milli Parkı

ısparta kovada gölü milli parkı

Benzersiz flora zenginliği ve yaban hayatı çeşitliliğinin yanı sıra, açık havada dinlenme ve eğlenme imkânları bakımından büyük potansiyele sahip olması, doğal kaynakların ender bir peyzaj bütünlüğü içinde bir araya gelmesi, Kovada Gölü ve çevresini milli park yapmaya yetmiştir. 6.534 ha büyüklüğündeki saha, 03.11.1970 tarihinde milli park olarak ve 1992 yılında l. derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiştir. Kovada Gölü Milli Park sahasının en önemli özelliği rekreasyonel kullanıma müsait olan doğal kaynaklarıdır. 9 km genişliğinde ve oldukça sığ olan gölün çevresi 20,6 km’dir. Derinliği ise 6-7 m’ye kadar iner. Suda bulunan ve göle yeşil renk veren tortular 1,5 m derinlikten sonrasının görülmesine engel olurlar. Gölün deniz seviyesinden yükseltisi 900 m’dir. Yörenin oluşumunu sağlayan karst morfolojisi, bakir doğanın araştırılması, kampçılık, yürüyüş, manzara seyretme ve tırmanma ziyaretçilerin katılacağı başlıca uğraşlardır.

Zengin bir bitki örtüsüne sahip milli park; kızılçam, karaçam, saplı-sapsız-saçlı meşeler, pırnal meşesi, kokar ağaç ve ardıç gibi ağaç türleri ile hayıt, sandal, kocayemiş, funda, çitlembik, yabani zeytin, akçakesme, mersin, menengiç, boyacı sumağı, muşmula, alıç, dağ muşmulası, böğürtlen, yabani gül, defne, tesbih ağacı, karaçalı, kördiken gibi maki florasının çalıları ile kaplanmıştır.

Kovada Gölü’nde sazan, kadife ve tatlı su levreği, tatlı su ıstakozu bulunur. Bunun yanı sıra düzensiz ve yasadışı avlanmalar, yaban hayatı çok çeşitli ve zengin olabilecek bu yöreyi de kurutmuştur. Kovada çevresinde en çok bulunan yaban hayvanları, yaban domuzu, sansar, porsuk, tilki, tavşan ve ağaç sincabıdır. Kovada Gölü’nde 153 tür su kuşu tespit edilmiştir. Kuşlardan yaban ördeği, kaz, angut, keklik ve çulluk mevsimlere göre milli parkta rastlanan belli başlı türlerdir.


Kızıldağ Milli Parkı

ısparta kızıldağ milli parkı

Şarkikaraağaç ilçesine 5 km mesafede 59.600 ha’lık bir alanı kapsamaktadır. 20.02.1993 tarihinde milli park olarak ilan edilmiştir. Isparta merkezine 120 km, Konya iline 150 km’dir. Parkın güneyinde Beyşehir Gölü olup, gölden esen güney rüzgarları Bebik Vadisi ile Yertutan Mevkii’nden geçerek milli parka ulaşılmaktadır. Bu nedenle bol oksijenli temiz havası parkın cazibesini artırmıştır.

Yenişarbademli ilçesinde bulunan Dedegöl Dağı, 2.998 m yüksekliği ile Orta Toroslar’ın en yüksek tepesi olup, yılın on bir ayı kar bulunur. Bu dağda bulunan Karagöl görülmeye değerdir. Dağ yürüyüşü, kamp, tırmanma için uygun yer ve imkânlar sunar.

Dağ evleri ve kamp sahaları bulunan milli parkta 1.840 m yükseklikteki Büyüksivri tepesine tırmanarak doğa yürüyüşü yapılabilir. Ayrıca temmuz ayının ikinci pazarında Kızıldağ Milli Parkı’nda düzenlenen “Helva Bayramı” görülmeye değerdir. Milli parkta kamp ve piknik imkânı bulunmaktadır. Mavi sedir ormanlarının bol oksijen üretimi nedeniyle milli parkın temiz havası, solunum yolları rahatsızlığı bulunanlar için uygundur. Çadır ve karavanla konaklama yapılabilir. Ayrıca Milli Park içinde halka açık bungalowlar, yeme-içme tesisleri bulunmaktadır. 1988 yılında doğal sit alanı olarak tescil edilmiştir. Milli parkın orman ağaçlarını başta sedir, ardıç, karaçam, köknar, meşe olmak üzere kavak, söğüt ve az miktarda ıhlamur oluşturur.

Kızıldağ Milli Parkı alt florası çok zengin bir tür yapısına sahip olup, sadece tıbbi ve aromatik bitki sayısı 80’in üzerindedir. Mevcut bitki örtüsünün % 15’i endemik türlerdir.

Geçmiş yıllarda ayı, kurt, çakal, sırtlan, pars gibi memeli yırtıcıların yanında geyik, dağ keçisi gibi memeliler de yaşamıştır. Bugün ise tavşan, tilki, sansar, kurt, çakal, yaban domuzu ve kuş türlerinden kartal, akbaba, şahin, doğan, atmaca, baykuş türleri gibi yırtıcılar; keklik, ardıç kuşu, üveyik, kaya güvercini gibi kuşlar ile 62 yerli, 43 kış göçmeni, 49 yaz göçmeni, 27 transit göçmen olmak üzere 181 kuş türü tespit edilmiştir.

Kızıldağ Milli Parkı Uzun Devreli Gelişim Planı 16.08.2008 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığınca onaylanmıştır. Plan Karar ve Hükümleri çerçevesinde çalışmalar başlatılmıştır.


Gölcük Tabiat Parkı

ısparta gölcük

Merkez ilçenin güney batısında 1.380 m rakımlı alan ve çevresini kapsayan Gölcük Tabiat Parkı, yeni yetiştirilmiş ağaçlarla kaplı olup, bir krater gölü olan Gölcük Gölü’nü içinde bulundurmaktadır. Şehir merkezine 12 km uzaklıkta olup, 5.925 ha (83.0 ha göl yüzeyi) bir alanı kapsamaktadır. Asfalt yolla ulaşım imkânı bulunur. Gölün etrafı 150-300 m’yi bulan volkanik küllü tepelerle çevrilidir. Daireyi andıran gölün çapı 1.500 m derinliği yer yer 32 m’yi bulur. Göl kıyısında piknik için tüm alt yapı tesisleri mevcuttur. Bir restaurant binası ve bir de kır gazinosu bulunmaktadır. 05.07.1991 tarihinde, Gölcük Gölü ve çevresi Tabiat Parkı olarak ilan edilmiştir. 23.11.1994 tarihinde revizyon çalışması yapılmış olup; (aynı sınır 19.11.2008 de Bakanlar Kurulu Kararı ile tekrar ilan edildi) Gölcük gölü ve çevresi 1998 yılında Turizm Bakanlığınca turizm merkezi ilan edilmiştir.

Nemrut kalderası ile birlikte ülkemizin iki kalderasından (patlama krateri) biridir. Batı Anadolunun tek kalderasıdır. Bu nedenle korunması gereken bir yerdir.

Gölcük Tabiat Parkı’nda kızılçam, karaçam, meşe, sedir, akasya, akçakesme ve diğer maki türü bitkiler ile tavşan, tilki, sincap, kaplumbağa, yılan ve çeşitli kuş türleri bulunmaktadır.


Yazılı Kanyon Tabiat Parkı

ısparta yazılı kanyon

Sütçüler ilçesine 10 km. uzaklıkta olup, 600 ha. bir alanı kapsamaktadır. 05.09.1989 tarihindeTabiat Parkı olarak ilan edilmiştir. Parka adını veren kanyonun derinliği 100 ile 400 m.dir. Zengin bitki örtüsü, yaban hayatı ve seyrine doyum olmayan doğal güzellikleri vardır. Tarihi “Kral Yolu”nun da geçtiği kanyon tapınak ve kaya yazıtları ile tarihi önem arz etmektedir. Kanyonun içinde ikinci köprünün sağında tahrip edilmiş olan yazıt Antalya Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu üyesi Prof. Dr. Sencer Şahin tarafından çözülmüş ve Isparta İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi’nin girişimi ve katkısı ile bu yazıtın karşısına Türkçe ve İngilizce tercümesi asılmıştır. Ayrıca İl Kültür ve Turizm Müdrlüğü’nün girişimi ile de yazıtın ilerisine, yörenin doğal kaya dokusuna ve yazıtın bulunduğu yerdeki kaya rengine uygun kireç taşından yapılmış, Türkçe ve İngilizce tercümesinin bulunduğu tanıtıcı malzeme yaptırılmıştır. Aziz Paul, Perge’den Pisidia Antiokheia’ya giderken bu kanyondan geçmiştir.

Yazılı Kanyon Tabiat Parkı’nda kızılçam, kızılağaç, saçlımeşe, çınar, ardıç, ceviz, pırnal meşesi, keçiboynuzu, akça kesme, defne, zeytin, sandal, sakız, tesbih, mersin, alıç, karaçalı, laden, katırtırnağı, zakkum, yaban gülü, sarmaşık, eğrelti gibi bitki türleri ile domuz, yaban keçisi, tilki, porsuk, su samuru, tavşan, sincap, kartal, kızıl akbaba, doğan, güvercin, üveyik, keklik gibi yabani hayvanlar bulunmaktadır.

Yazılı Kanyon Tabiat Park alanında önemli kanyonlar bulunmaktadır. Pek çok araştırmacının ve meraklıların bu kanyonu görmek üzere yöreye helikopterle geldikleri bilinmektedir. Trafiğe açık olan Antalya-Isparta Dereboğazı Karayolu ile Antalya yöresinde yer alan turistik tesislerden bu alanlara ulaşılması 1,5 saatlik bir süreye inmiştir.


Gelincik Dağı Tabiat Parkı

ısparta gelincik dağı

Eğirdir-Barla yolu üzerinde Isparta şehir merkezine 70 km mesafede 2.593 ha ormanlık bir alanı kapsamaktadır. 14.12.2005 tarihindetabiat parkı olarak ilan edilmiştir. Saha zengin bir yaban hayatı potansiyeline sahiptir. Ayrıca sahada kırmızı orman karıncası doğal olarak bulunmakta olup, Kuzey yarı küredeki yayılış alanının en güney sınırını teşkil eder. Saha 1100-2900 rakım arasında yer almakta ve sahada sedir-karaçam ormanları bulunmaktadır. Münferit olarak da ardıç ağaçları bulunmaktadır. Biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir floraya sahip olan Gelincik Dağı’nda bol miktarda soğanlı, tıbbi ve aromatik özelliklere sahip bitkiler bulunmaktadır. Sahada 127 çeşit endemik takson tespiti yapılmıştır. Genel saha içerisinde anıt meşcere niteliğinde anıt sedir ağaçları ile kapalı eşsiz sedir ormanı bulunmaktadır. Kapı Dağı ve Çam Dağı bölümünden izlenebilecek eşsiz manzara güzellikleri mevcuttur. Sahanın Çam Dağı olarak bilinen mevkisine dini turizm amaçlı çok sayıda ziyaretçi gelmektedir.


GÖLLER

Eğirdir Gölü

ısparta eğirdir gölü

Isparta ili hudutları içinde olduğu kadar Göller Bölgesinin de en önemli göllerinden birisi Eğirdir Gölüdür. Eğirdir Gölü, Sultan ve Karakuş Dağları’nın arasında ve il alanının ortasında yer almaktadır. 517 km2 yüz ölçümü ile Türkiye’nin 4. büyük gölüdür. Kuzey-güney uzunluğu 50 km olan, doğu-batı genişliği ise 3 ila 15 km arasında değişen Eğirdir Gölü, takriben 3.309 km2 lik bir havzanın sularını toplamaktadır. Gölün oluşumunda karstik yapının payı büyüktür. Ana kalker temeli üzerinde yer alan çöküntü oluklarının birbirleriyle birleşmesiyle ortaya çıkmıştır. Göl, deniz yüzünden 916 m yükseklikte olup, ortalama derinliği 12 m kadardır. Maksimum derinliği ise Eğirdir yakınlarında 16.5 m’dir.

Göl suları bulanmaz. Gölün güneybatı sahillerinde derin ve kuytu koyları vardır. Sarp kayalar ve yarlar bu koylara çok güzel görünümler vermektedir. Göl kuzeyden güneye uzanmaktadır ve genelde yeraltı su kaynakları ile beslenmektedir. Suyu tatlıdır. Çevresi ormanlıktır. Bu kaynak suları gölün içinde muhtelif yerlerden çıkmaktadır. Göl kaynak sularından başka, civardaki pınarlarla da beslenmektedir. Bunların başlıcaları, Gençali’nin yanından çıkan ve hemen göle giren Kanlı Palamut Pınar, bunun hemen güneyindeki ve daha bol suyu olan Karaot Avlığı Pınarı, Tırtar altından çıkan Koca Pınar ve Havutlu Pınarı’dır.

Gölde poyraz rüzgarları tehlikeli dalgalar yaratır. Hoyran’ın güneyinde Eğirdir’e doğru hızlı sayılabilecek bir akıntı vardır. Eğirdir Gölü, iki kısma ayrılmaktadır. Kuzeyde kalan ve daha küçük göl kesimine Hoyran Gölü, güneyde kalan kesimine ise Eğirdir Gölü denir. Her iki göl Hoyran Boğazı ile birbirine bağlanır. Gölün kenarları genellikle diktir. Bu dikliğin kaybolduğu Gelendost ve Hoyran yörelerinde göl kıyısında bataklıklar bulunur. Gölde, Eğirdir ilçesinin üzerinde bulunduğu yarım adanın bir uzantısı gibi küçük iki ada vardır. Biri Can Ada, diğeri Yeşilada (Nis)’dır. Yeşil ada üzerinde 100 kadar ev bulunmaktadır. Son yıllarda göl sularının azalmasından yararlanılarak bu adalar birbirine ve Eğirdir’e bağlanmış bulunmaktadırlar. Gölde balık çoktur. En iyi cinsleri çapak, siraz, çiçek, levrek ve sudaktır. Gölde balıkçılığı daha ziyade Yeşilada sakinleri yapmaktadır.

Eğirdir Gölü’nden, Eğirdir regülatörü ile kontrol edilen 25 km uzunluğundaki ve 25 m3/sn kapasiteli bir drenaj kanalı ile Kovada I ve II Hidrolik Santralleri’nin su ihtiyacı karşılanmaktadır.

Haziran 1996’da, Çevre ve Orman Bakanlığı, Bayındırlık ve İskân Bakanlığı ile Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’nün ortak kararı ile Eğirdir Gölü, doğal sit alanı ilan edilmiştir. Yörenin en önemli su havzalarından biri olan Eğirdir Gölü’nün 1’inci 300 m kıyı şeridinin de 3’üncü dereceden sit alanı olarak ilan edilmesi kararlaştırılmıştır. Belirtilen alan içinde bulunan kaçak yapılaşmaların yıkılacağı ve bundan böyle bu alanda Koruma Kurulu’nun kararı alınmadan hiç bir yapılaşmaya müsaade edilmeyeceği de belirtilmiştir.


Kara Göl

Isparta’nın en yüksek dağı olan 2.998 m yükseltili Dedegöl Dağları’nın 2335 m dorukları arasında 2.500 m2 büyüklüğünde bir buzul gölüdür.


Beyşehir Gölü

ısparta beyşehir gölü

Batı Toroslar’ın doğu kesiminde kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu Anamas Dağları’nın doğusunda yine aynı şekilde uzanan Beyşehir Gölü tektonik kökenli bir çukurluğun sularla dolması sonucu oluşmuştur. 656 km2 alanı ile Türkiye’nin üçüncü büyük gölüdür. Uzunluğu 45 km, genişliği ise 13-25 km arasında değişmektedir. Gölün suları bir gidegen vasıtasıyla kısmen Suğla Gölü’ne geçer.

Diğer göllerde olduğu gibi, Beyşehir Gölü’nden de tarım alanlarının sulanması için faydalanılmaktadır. Eğirdir, Kovada, Beyşehir Gölleri aynı zamanda önemli balıkçılık alanlarıdır. Buralardan kontrollü bir şekilde avlanma yapılmaktadır.

Burdur Gölü de Isparta’ya komşu bir göldür. Sularının dışarıya akıntısı olmaması nedeniyle suyu tuzludur. Bu nedenle göl suları kullanılmamaktadır.


MAĞARALAR

Ayı İni Mağarası

ısparta ayı ini mağarası

Yalvaç İlçesi Özgüney Köyü, Nazilli Dere mevkiindedir. Yaklaşık toplam uzunluğu 407 m’dir. Girişe göre en yüksek ve en derin noktaları +2 m ve -15 m arasında değişmektedir. Ayı İni Mağarası, Yalvaç’ın kuş uçuşu 10 km kuzeydoğusunda Sultan Dağları’nın güney eteklerinde Nazilli Dere’nin yukarı bölümünde yer alır. Mağara’ya hem Yalvaç ve Hisarönü Köyü üzerinden, hem de Özgüney Köyünden yayla yollarını izleyerek ulaşılabilmektedir. Ayı İni Mağarası, Romalılar veya Bizanslılar tarafından büyük olasılıkla sığınak olarak kullanılmıştır. İçinde 4-5 adet su depolamaya yarayan küçük bentler ve sarnıçlar vardır. Jeoloji ve jeomorfoloji bakımından Ayı İni Mağarası, karbonifer yaşlı, kristalize kireç taşları içinde gelişmiştir. Bu kireç taşları fazla bir kalınlık göstermez, alttan ve üstten karstik olmayan şist formasyonları ile çevrilidir. Ayı İni Mağarası, tabandaki bu geçirimsiz tabakalar nedeniyle yatay bir biçimde gelişmiştir.

Ayı İni Mağarası’nın bulunduğu seviyeden, 15 m daha aşağıdan dere yatağından karstik kaynaklar çıkmaktadır. Bu kaynaklar büyük bir olasılıkla mağaranın gelişiminde de önemli rol oynamış olmalıdırlar. Mağara kırık sistemleri boyunca bir kaç kolda ve kısmen de üst kollar biçiminde gelişmiştir. Mağaranın sonuna doğru üst kolu oluşturan galeri damlataş oluşumları bakımından oldukça zengin, aktivitesi tamamen kaybolmuş, kuru bir mağaradır. Yağışlı mevsimlerde tavandan ve duvarlardan sızan sular Romalıların yapmış olduğu sarnıçlarda birikmektedir. Bu sular da güz aylarında yok olmaktadır. Mağarada yarasalar yaşamaktadır.

Ayı İni Mağarasının hem içinin doğal güzelliği hem de içindeki tarihi sarnıçlar ve su nedeni ile turistik yönden ilginç bir mağaradır.


Cıv Mağarası

Aksu ilçesinin doğusunda, Kızıldağın kuzeybatısında, Çayır Yaylası’nda bulunur. Düden konumunda gelişmiş dikey bir mağaradır. Basamaklar halinde -240 m’ye kadar derinliğe inilebilmekte olup, Isparta’nın en derin mağarasıdır. İçerisi her türden damlataşlar ile kaplı olan mağarada değişik büyüklükte gölcükler bulunmaktadır.


Damlataş Mağarası

Eğirdir İlçesi, Gökdere Köyü Yumru Tepe mevkiindedir. Yaklaşık toplam uzunluğu 18 m’dir. Girişe göre en derin noktası -5 m’dir. Dikey ve kuru bir mağara tipi özelliği göstermektedir. Mağaraya Gökdere köyünden her türlü araçla Eskiköy yolundan gidilebilmektedir. Damlataş mağarası Eskiköy yıkıntılarının hemen üst kısmında yer almaktadır.

Jeoloji ve jeomorfoloji bakımından, mağara, jura-kretase yaşlı (ayrılmamış) kireçtaşları içinde gelişmiştir. Burada kireç taşları çok kırıklıdır. Buna bağlı olarak şiddetli karstlaşmalar olmuştur. Çevrede zayıf bir toprak örtüsü ve orman örtüsü vardır. Damlataş Mağarası da kırıklı bir zonda gelişmiş, içi ve duvarları tamamıyla dikit, sarkıt ve sütunlarla örtülüdür. Bu özelliğinden dolayı henüz köylülerin isim vermedikleri bu mağaraya, ilk araştırmacı MTA ekibince Damlataş ismi verilmiştir.

Basit bir iniş merdiveni ve tüp gazla çalışan bir aydınlatma sistemi kullanılarak, Damlataş Mağarasının çevre halkına ve diğer ziyaretçilere açılması ön görülmektedir.


Karataş Mağarası

Yenişarbademli batısındaki Pınargözü Mağarası’nın yakınında Dedegöl Dağı’nda bulunan Karataş İn’i kireçtaşlarında, bir fay hattı üzerinde dikey olarak gelişmiştir. Düden konumunda olan ve bütünüyle fosilleşen mağaranın derinliği -112 m’dir. Daha aşağı seviyede ve doğrultuda bulunan Pınargözü Mağarası ile bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Oldukça fazla hava sirkülasyonu vardır.


Kuz Mağarası

ısparta kuz mağarası

Sütçüler ilçesi, Kesme Kasabası, Asar Tepe Mevkii’nde Köprüçay Kanyonu’nun aynasında bulunmaktadır. Kesme kasabasına 4 km uzaklıktadır. Kretesa yaşlı kireçtaşları içerisindeki kırık üzerinde gelişmiştir. Toplam uzunluğu 224 m’dir. Mağaranın girişi Köprüçayı Kanyonu’nun 90 derece dik yamacındadır. Dar girişten sonra mağara ana galeriden oluşmaktadır. Her iki bölüm de damlataş (sarkıt-dikit) oluşumları bakımından çok zengindir. Kuru bir mağaradır. Girişe göre derinliği -18 m olan ve bütünüyle fosilleşen mağara Köprüçay’ın derine gömülmesi sonucu ortaya çıkmıştır. İçerisinde uzunlukları 15-20 m’yi bulan dev sarkıt ve dikitlerle kaplı olan Kuz Mağarası, bölgenin en güzel mağarasıdır. MTA Genel Müdürlüğü tarafından 1996 yılında mimari projesi çizilmiştir. Turizme açılma çalışmaları sürdürülmektedir. Ayrıca Kesme kasabası çevresinde etüdü yapılmamış onbeşin üzerinde mağara mevcuttur.


Peynir İni

Senirkent ilçesine bağlı Garip Köyü’nün 4 km güneydoğusundaki Obruk Taşı yamacındadır. Uzunluğu 6 m olup, girişe göre en derin nokta -20 m’dir. Kuyu şeklinde bir girişten sonra mağara yatay olarak bir kırık boyunca devam etmektedir. Ulaşım yürüyerek sağlanır. Dışarıya göre mağara ısısı çok düşüktür. Yöre halkının peynir depolamasından dolayı bu ismi vermişlerdir.


Pınargözü Mağarası

ısparta pınargözü mağarası

Yenişarbademli ilçesine 8 km uzaklıkta, Çaydere ormanlarının içinde bulunan ve jura-kretase yaşlı kireç taşlarından oluşan bir fay üzerinde gelişmiş aktif bir mağaradır. İçerisinden debisi 778 lt/sn olan büyük bir kaynak çıkmaktadır. Ayrıca mağaranın içerisinde birçok sifon ve büyük çağlayan vardır. Bu mağaranın 1995 yılına kadar yapılan uzun süreli araştırmalarla 16 km’lik bölümü ölçülmüş ancak sonuna kadar henüz ulaşılamamıştır. Belirlenen son nokta girişten +660 m yukarıdadır. Bu yükseklik ülkemizde ölçülen en büyük yüksekliktir. Mağaranın içinde değişik büyüklükte gölcükler, şelaleler, damlataş havuzları ve her türden damlataş birikimleri geniş yer kaplamaktadırlar. Girişte ise saatte hızı 150-160 km olan şiddetli bir rüzgar vardır. Pınargözü Mağarası’nın uzunluğu, girişe göre yüksekliği, su sıcaklığı (3-4 0C) ve rüzgar hızı bakımından Türkiye’nin en büyük mağarasıdır. Turizm açısından Avrupa’nın en uzun mağarası olarak da kabul edilmektedir. Bu mağaranın etüdü yapıldığı takdirde ülke turizmine katkısı büyük olacaktır. Ayrıca Keldağ mevkiinde Güllü Mağarası da tespit edilmiştir.


Sorgun Mağarası

Aksu İlçesinin 10 km kuzeyinde, Sorgun yaylasının kuzey yamacındadır. Buraya kadar her türlü araçla ulaşma olanağı vardır. Mağaranın toplam uzunluğu 301.5 m kadardır. Mağara yatay ve sulu bir mağaradır. Sorgun mağarasının içinden kış ve bahar aylarında kuvvetli, yaz ve güz aylarında oldukça zayıf bir dere akmaktadır. Mağarada yarasa kolonilerine rastlanmaktadır. Burası da yer yer güzel damlataş oluşumları ile süslüdür. Mağaranın zaman zaman su ile dolduğu ve girilemez duruma geldiği olmaktadır. Gerekli önlemlerin alınması halinde bu mağaranın da turizm amaçlı kullanılabilecektir.


Uluborlu Obruğu

Kapı Dağı’nın doğusundaki yayladadır. Uzunluğu 42 m’dir. Beyaz renkli kireç taşları içerisindeki kırık boyunca gelişmiştir. Mağaranın girişi 5-6 m çapında, 18 m derinliğinde bir kuyudur. Bu kuyunun tabanı yaz aylarında dahi karlar ile kaplıdır. Mağara içindeki ısı 3 0C ve nem de % 78’dir. Soğuk hava deposu olarak kullanılmaya çok uygundur.


Zindan Mağarası

ısparta zindan mağarası

Aksu ilçenin 2 km kuzeydoğusunda Aksu Çayı vadisindedir. Çay kıyısını takip eden ve daha yukarıdaki yaylalara giden yol Zindan Mağarası’nın önünden geçer. Otobüs dahil her türlü araçla bu yoldan Zindan Mağarasına ulaşılabilir. Zindan Mağarası Romalılardan bu yana bilinen ve kullanılan bir mağaradır. Yerinin çok uygun olması nedeni ile belki Romalılardan önce de kullanılmış olması muhtemeldir. Mağaranın toplam uzunluğu 765 m kadardır. Zindan Mağarası, mağara tipleri arasında, yatay ve yan aktif bir mağara tipi özelliğine sahiptir. Zindan Mağarası’nın bulunduğu Göller Bölgesi yurdumuzun en yoğun karstikleşmiş alanlarından birisidir. Bu yörede kireç taşları diğer kaya birimleri ile karşılaştırıldığında yayılım alanı yönünden birinci sırada yer alır. Bu çevrede en yaygın ve kalın kireçtaşları kretase ve jura yaşlı olanlardır. Bunlar aynı zamanda çok saftır ve bundan dolayı da şiddetli karstlaşmıştır. Zindan Mağarası karstlaşmaya uygun bir formasyon içinde yer yer önemli kırıklar üzerinde gelişmiştir. Bu fomasyonun kalınlığı 100-300 m kadardır. Mağaranın kırıklarına isabet eden kısımlarında tavan yüksekliği 15-20 m’ye ulaşmaktadır. Zindan Mağarası genellikle kuzey-güney yönünde uzanan kırıklar üzerinde gelişmiştir. Bazen bu kırıkları dike yakın açılarla kesen kırık sistemleri takip eder. Buna bağlı olarak Zindan Mağarası bölüm bölüm dirsekler yapar. Zindan Mağarası’nın geniş ve düzgün ağzı Aksu Çayı’ndan 12 m daha yukarıdadır. Düzgün bir tünel profili gösteren ağız 8 m yüksekliğinde ve 12 m genişliğindedir. Hemen girişten sonra mağara iki dirsek yaparak kuzeye yönelir. Bu kısımda taban toprak ve küçük kaya blokları ile kaplıdır. Tavan 20 m ye kadar yüksektir ve burası yaz kış yarasa kolonilerinin barındığı bölümdür. 50 ila 105 m arasında kısa, dar ve basık tüneller vardır. Buralarda yürünemez. Taban sulu ve çamurdur. Zindan Mağarası içinden kış ve bahar aylarında kuvvetlenen, yaz aylarında zayıflayan bir yeraltı deresi akmaktadır. Mağaranın sonundan çıkan su, mağara içinde 300-400 m aktıktan sonra düdenlerde kaybolmaktadır.

Zindan Mağarası, düz ve uzun olması nedeni ile çok rahat sığınak ve depo olarak kullanılabildiği gibi turizm amacı ile de kullanımaya çok elverişlidir. Yatay olarak uzanması, birkaç dar yeri dışında insanların rahatça yürüyebilecekleri genişlik ve yüksekliğe sahip olması, içinde yer yer damlataş oluşumlarının bulunması ve mağarayı süslemesi, içinden küçük bir derenin akması, mağaraya çok ilginç doğa görünümü vermektedir.

Eurymedon Açık Hava Tapınağı ve Tarihi Roma Köprüsü de Zindan Mağarasının yakınlarında bulunmaktadır. Bu durum da mağaraya ayrı bir cazibe kazandırmaktadır. Mağara 765 metre uzunluğu olan, içindeki ilginç sarkıt ve dikitleriyle, cildi güzelleştirdiği söylenen tabii yeraltı deresinden akan suyu ile çok dikkat çekmektedir. Mağaraya içinde yer alan renkli ışıklı taşlar ve mikroklimatik ortamda ayrı bir nitelik kazandırmaktadır. Mağara, Kültür Bakanlığı, İzmir II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 15.6.1988 ve 307 Nolu Kararı ile Doğal ve Arkeoloji Sit Alam olarak tescil edilmiştir. Mağarada ışıklandırma ve çevre tanzimi yapılmıştır.


Erenler Mağarası

Aksu ilçesi Havutlu Köyü Erenler Tepe’dedir. Uzunluğu 57 m’dir. Kuru bir mağaradır. İçerisinde bol damlataş oluşumların bulunması nedeniyle gelecekte turizme açılabilecek özelliktedir.


Gümüş İni Mağarası

Aksu İlçesinin Yayla Deresi Mevkii’ndedir. Uzunluğu 201 m’dir. Mağaranın içi damlataş oluşumları, düdenler ve küçük havuzlarla süslüdür. Kuru bir mağaradır. Evcil hayvanlar için iyi bir barınak olarak kullanılabilir. Bunun dışında gerektiğinde sığınak olarak da kullanmaya elverişlidir.


Güvercinlik Mağarası

Keçiborlu ilçesi Aydoğmuş Köyü Akdağ civarındadır. Kireç taşları içinde gelişmiş bir fay üzerinde oluşmuştur. Sarkıt, dikit ve sütunlarla mağara bölümlere ayrılmıştır. Uzunluğu 65 m’dir. Mağara küçük olmasına karşın damla taş bakımından zengin ve güzeldir.


İnönü Mağarası

Eğirdir İlçesi Sarıidris Köyü İnönü Tepe Mevkii’ndedir. Yaklaşık toplam uzunluğu 227 m’dir. Yatay ve kuru mağara tipi özelliğine sahiptir. Mağara, Sarıidris Köyünün 1,5 km güneyinde yükselen İnönü Tepe’nin kuzey yamaçlarındadır. Köyden mağara’ya traktörlerle ulaşılabilmektedir. İnönü Mağarası, eskiden beri köylüler tarafından bilinmektedir. Mağaranın hemen hemen her tarafına ulaşılmaya çalışılmış ancak çok dar ve basık olan yan kollara girilememiştir.

Jeoloji ve jeomorfoloji bakımından İnönü Mağarası, İnönü Tepe’nin üzerinde takke gibi oturan jura-kretase yaşlı kireç taşları içinde değişik yönlü kırıklar boyunca gelişmiştir. Bu kireç taşlarının altında triyas yaşlı dolomit ve yer yer marn tabakaları yer alır. Mağara bu karstlaşmayan katmanlar nedeni ile derine doğru gelişememiştir.

İnönü Mağarası girişten itibaren dar galeriler halinde ve yatay bir şekilde gelişmiştir. Sadece giriş kısmında bir salon vardır. Burada kalın bir toprak tabakası ve içinde bol miktarda iskelet parçaları vardır. Bundan da anlaşılıyor ki, mağaranın giriş kısmı ya iskan edilmiş ya da mezar olarak kullanılmıştır. Mağara’nın bazı kollarında çok miktarda dikit, sarkıt, sütun ve duvar damlataş oluşumları vardır. Bu oluşumlar mağaraya doğal güzellik vermektedirler. Galerilerin büyük kısmı boş olmasına karşın, bazı kollarda bol miktarda damlataş oluşumları vardır. Yağışlı mevsimlerde mağaranın bazı kollarında küçük göletler oluşmaktadır. Mağara genelde kurudur, mağara içinde ısı 16 derecedir, hava nemi ise % 82’dir.


Kadı Deliği Mağarası

Çandır Köyü’ne 8 km uzaklıkta Kartalbaşı Tepesi’nin kuzeyindedir. Uzunluğu 81 m’dir. Dar bir ağızdan dik bir inişle girilebilir. Mağara içinde ısı 17 0C’dir ve nemi % 75’tir. Ulaşım imkânları sağlandığı zaman turizme açılabilir.


Kapıkaya Mağarası

Merkez ilçeye bağlı Güneyce Köyü’nün 3 km güneyinde Kapıkaya Tepesi’ndedir. Toplam uzunluğu 87 m’dir. Muhtemelen tarihi dönemlerde kullanılmıştır. Hacminin çok geniş olması nedeniyle sığınak olarak da kullanılmaya çok uygundur.

| Ana Sayfa | Basın ve Haberler | Kurumsal | Kaynakça | İletişim |